féanor
19.05.2009, 22:30
'yazmak ve bu sabah ruhumun benimle kavga etmekte olduğunu sana söylemek istedim. bu herkesçe bilinen bir şey değildir ve sen de kimseye söylememelisin.'
hep böyle mi olur?
bütün gün aradığın bir şeyin, artık tam da pes edeceğin sırada, gözünün önünde belirivermesi gibi; hani aslında bütün o aradığın süre boyunca ordadır, ama görememişsindir ya, onun gibi. o sırada başka düşünceler içindeydin belki de, aradığını değil de, ilgili ya da ilgisiz, başka şeyler düşünüyordun; kızıyor, isyan ediyor, üzülüyor, dalıp gidiyordun. istiyordun, çok istiyordun, ama göremiyor, görmüyordun, oradaydı ama yoktu işte.
aynen böyle, daha karışık belki, çıkıp gelmişti. 'yok artık' derdin sorsalardı. yazmaya başlamıştın; düşünüyor, hayal kuruyordun;daha gerçeklerdi ve, en önemlisi aslında, üzmüyorlardı seni. eskisi gibi değildi işte, basbaya, daha berraktı hepsi. kafanın içinde bir çapa atıp oldukları yerde kalmıyorlardı; zihnini bulandırmıyor, kalbini boğmuyorlardı. yollar kapanmış, seferler iptal olmuş, annen derdi ya hani, 'yan yatmış çamura batmış', umrunda olmazdı; uzun cümleler kurmaya o zaman başlamış, sırlı perdeler çekmeye o zaman alışmıştın. böyle biri olmak istemiyordun, ben görmüştüm seni, eğlenceli biriydin. dikenli yollar kaldırımlara dönüşmüş, merdivenler yürümeye başlamıştı. hayat kolaydı.
böyle mi olursun hep? mutlu olman gerekirken hüzünlenir misin? dışarda eğlenirken içinde hapseder misin benliğini? göstermez misin kimselere 'seni' hiç, onlar hep 'sen' mi bilirler seni? ithal mi edersin hep sevinçleri, dert eder misin her şeyi kendine, düzenin bozulunca, rayından çıkınca her şey, tırnaklarının kenarını mı dişlersin hep?
yok mu çaren?
gel. bir görünüp bir kaybolma artık. neden yapıyorsun bunu bana? oysa en büyük düşüydüm ben annemin, her şeyden sakınırdı beni, neden işkence ediyorsun? neden saklıyorsun kendini? neden önce yüzüme gülüp sonra sırtını dönüyorsun? neden beni yanına çağırıp sonra gidiyorsun? gitme..
her seferinde tutup çevirecek miyim omzundan? her seferinde gözlerine mi bakmam gerekiyor, her seferinde, sanki son olacakmış gibi bu defa, noktalı cümlelerle mi konuşmalıyım seninle?
gel. bir kez gittin. bir kez yıktın kumdan kalemi. yapma artık. gel. gitme artık, dönme arkana..
yapma..
hep böyle mi olur?
bütün gün aradığın bir şeyin, artık tam da pes edeceğin sırada, gözünün önünde belirivermesi gibi; hani aslında bütün o aradığın süre boyunca ordadır, ama görememişsindir ya, onun gibi. o sırada başka düşünceler içindeydin belki de, aradığını değil de, ilgili ya da ilgisiz, başka şeyler düşünüyordun; kızıyor, isyan ediyor, üzülüyor, dalıp gidiyordun. istiyordun, çok istiyordun, ama göremiyor, görmüyordun, oradaydı ama yoktu işte.
aynen böyle, daha karışık belki, çıkıp gelmişti. 'yok artık' derdin sorsalardı. yazmaya başlamıştın; düşünüyor, hayal kuruyordun;daha gerçeklerdi ve, en önemlisi aslında, üzmüyorlardı seni. eskisi gibi değildi işte, basbaya, daha berraktı hepsi. kafanın içinde bir çapa atıp oldukları yerde kalmıyorlardı; zihnini bulandırmıyor, kalbini boğmuyorlardı. yollar kapanmış, seferler iptal olmuş, annen derdi ya hani, 'yan yatmış çamura batmış', umrunda olmazdı; uzun cümleler kurmaya o zaman başlamış, sırlı perdeler çekmeye o zaman alışmıştın. böyle biri olmak istemiyordun, ben görmüştüm seni, eğlenceli biriydin. dikenli yollar kaldırımlara dönüşmüş, merdivenler yürümeye başlamıştı. hayat kolaydı.
böyle mi olursun hep? mutlu olman gerekirken hüzünlenir misin? dışarda eğlenirken içinde hapseder misin benliğini? göstermez misin kimselere 'seni' hiç, onlar hep 'sen' mi bilirler seni? ithal mi edersin hep sevinçleri, dert eder misin her şeyi kendine, düzenin bozulunca, rayından çıkınca her şey, tırnaklarının kenarını mı dişlersin hep?
yok mu çaren?
gel. bir görünüp bir kaybolma artık. neden yapıyorsun bunu bana? oysa en büyük düşüydüm ben annemin, her şeyden sakınırdı beni, neden işkence ediyorsun? neden saklıyorsun kendini? neden önce yüzüme gülüp sonra sırtını dönüyorsun? neden beni yanına çağırıp sonra gidiyorsun? gitme..
her seferinde tutup çevirecek miyim omzundan? her seferinde gözlerine mi bakmam gerekiyor, her seferinde, sanki son olacakmış gibi bu defa, noktalı cümlelerle mi konuşmalıyım seninle?
gel. bir kez gittin. bir kez yıktın kumdan kalemi. yapma artık. gel. gitme artık, dönme arkana..
yapma..